Tanrı kadını ve erkeği yarattı. Acaba bir bildiği var mıydı yoksa doğaçlama mıydı? Kadın ve erkek eşit yaratılmadı ama tarihin derin sayfalarına gittiğimizde kadının erkeğinin yanında olduğunu hatta bir adım da önde durduğunu görüyoruz. Hitit, Mısır ve Sümer tarihinde böyle. Ancak Batı’ya yüzümüzü döndüğümüzde durum biraz farklılaşıyor. Antik Yunan’da kadınlar ve köleler en alt sınıfları oluşturuyorlar. Kadınların “demokratik” antik Yunan’da seçme hakkı yok, eğitimden mahrum bırakılıyorlar. Türklerin tarihine baktığımızda gene kadını aktif ve erkeğiyle eşit olarak görüyoruz. Türk Kaanları kararlarını verirken kadınlarına danışıyorlar.
Günümüze
geldiğimizde ise durum dramatik bir biçimde değişmiş gözüküyor. Erkek hakim
dünyada kadınlar ezik. “Demokrasinin beşiği” Amerika’da aynı işi yapan erkek
kadından daha fazla maaş alıyor. Büyük Lider, Dünya’nın bağrına bastığı önder
Atatürk kadın erkek eşitliğini hak olarak Türklere verdiği zaman pek çok batı
ülkesi bu eşitliğe ancak yıllar sonra geçebilmiştir.
Açıkçası bundan
2500 yıl önce dünya daha mı medeni idi diye kendi kendime sormuyor değilim.
Medeniyeti sadece teknoloji, sanayi, parlak ve göz alıcı şehirler olarak
tanımlıyorsak o zaman büyük bir hataya düşüyoruz demektir. Düşünce sistemimizi
değiştiremiyorsak, felsefemizi geliştiremiyorsak medeniyetten uzaklaşmış
oluyoruz. Anadolu’nun tarihinde gezindiğimizde filozofların geliştirdikleri
düşünce sistemine baktığımızda ben kendimi çok sığ ve boş olarak görüyorum.
Günümüz insanı düşündürtülmüyor, tek bir amacı olan para kazanmaya
odaklandırılıyor. Maddesel bir hayat süren insanlar, “daha fazla” denen bir
kavrama kitlenmiş gidiyorlar. Daha fazla kazanmak, daha iyi bir yaşammış gibi
sunuluyor önümüze. İşte size sığlaşmanın anahtarı.
Kadın fiziksel olarak
erkekten zayıftır, bu zayıflığı kaba kuvvetle istismar etmek centilmenliğe yakışıyor
mu? Erkekler ise iç güdülerinde ve öngörülerinde kadınlara göre zayıftırlar. Kadın
ve erkek hiçbir zaman eşit olamazlar, bunu kabul etmek gerek. Zaten neden bir
eşitlik arayıp duruyoruz bunu da anlamakta zorluk çekiyorum. Neden her iki cinsiyet
farklı zayıflık ve üstünlüklere sahip olduklarını kabul etmek istemiyor? Her
iki cinsiyetin artıları ve eksileri vardır. Tüm sporlar eşit şartlarda yapılır.
Her iki takım da eşit sayıdadır, her iki boksör eşit kilodadır, hiçbir spor
dalında bir kadın boksör ile erkek boksör oynamazlar. Bir kadın tenisçi ile
erkek tenisçi karşılaşmaz. Sporda centilmenlik ve eşitlik ilkesidir bu. O zaman
nasıl oluyor da eşit olmayan şartlarda erkekler egolarını tatmin etmek için
harekete geçiyorlar?
Eğitimsiz kadın
ezilen kadın olmuştur ancak bu durum değişiyor günümüzde. Ekonomik özgürlüğüne
kavuşmuş kadın bileğini de kuvvetlendirmiştir ve erkeğin bileğini farklı
platformlarda bükebilmiştir. Kurtuluş savaşında kaderimizi şekillendiren
kadınlarımızı çok çabuk unuttuk gibi görünüyor oysa daha 80 yıl geçti
üzerinden.
Katıldığım bir
panelde kadınlarımızın eğitim seviyesinin oranları ve istatistikler pek de
içaçıcı değildi. Gözlerim yaşlı izlediğim panelden sonra daha da çok düşünce
gitti, geldi kafamda. Kadınlarımız aptal oldukları için mi yoksa belirgin bir
ayrımcılık kendilerine sunulduğu için mi yönetim kademelerinde görünmüyorlar
bunu bir düşünmek gerek. Ben kadınların yönettiği bir dünyayı açıkçası çok
merakla görmek isterdim. Eminim ki daha yaşanır bir dünya ile karşı karşıya
kalırdık.
ÇYDD’nin
kardelenler projesini de buradan hatırlatmak isterim. Büyük bir proje ve
ülkemizde dilerim okumamış kadınımız kalmayacaktır. Eğitim seviyesi yükselen
kadınımız, nasıl bizi inanılmaz kas gücüyle Kurtuluş savaşında şaşırttıysa
ilerde farklı yerlerde de aynı başarıyı gösterecektir. Şunu açıkça belirtmek
istiyorum. Ülkemizin geleceği kadınlarımızdadır, belki de tek çıkış yolumuz
budur.
8 Mart tarihini
kadınlar günü olarak kutlayan ve onlara allah razı olsun bahşedilen bütün bir
yılın binde 2 lik bir zamanını kutlamayı açıkçası istemiyorum çünkü
kadınlarımız bundan daha iyisini hak ediyorlar.
Erkut BİL
|
Yorumlar
Yalnız madalyonun öbür yüzünü de unutmamalı. Türk kadını sahne arkasında iyi bir yönetmendir, yani çoğu kararı kendisi belirlediği halde erkeğine kararları o alıyormuş gibi hissettirir. Çok da masum değiliz!!! diye düşünüyorum.
ca Erkut'a ihtiyacimiz var. Kizini okutup aydin yetistirecek babalara ihtiyacimiz var. Diline saglik. Tum Turk Hatunlarinin "Dunya Kadinlar Gunu" nu kutluyorum, ve uzulerek herseyi bayram haline getirip kutlayan Amerika'da, "Dunay Kadinlar Gunu'nun hala kutlanmadiginin i soylemek isterim. Sevgiler, selamlar. Ayla
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.